17 Temmuz 2011 Pazar
Bir gececik uyuma, ne olur.
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.
Bir gececik dostların gönlü olsun,
ne olur sabahı et bir gececik.
Bir gececik gözlerimiz seninle aydın olsun,
kör olsun şeytan bir gececik.
Dünyayı güzel kokular sarsın bütün.
Karanlıklardan ışıklar aksın ovalara.
Sofrandakiler dirilsin bir gececik.
Bir gececik uyuma, ne olur.
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.
Bir gececik ata bin, meydana gel.
Gönüller bir gececik rahat olsun,
göğüsler meydana dönsün bir gececik.
Yeniler giyinelim biz kulların.
Musa gibi sen bir sopa al eline.
Sopa bir anda elinde yılan olsun.
Süleyman gibi sen karıncaların yanına var.
Karıncalar bir anda birer Süleyman olsun.
Ne olur, bir gececik kapısını çalma ayrılığın.
Mevlana Celalettin Rumi
16 Temmuz 2011 Cumartesi
Son isteğin nedir?
Sorusu,
Çok, çok kolaydır,
ilk isteğin nedir?
Sorusundan.
Çünkü,
O soruyuKimse kimseye soramadı,
Korkusundan.
Asaf.
15 Temmuz 2011 Cuma
14 Temmuz 2011 Perşembe
Ben ölmek için doğmadım..
Her gece yürüyüşlerimde
Bir yıldız kayar gökten
Ama hiç dilek tutmadım,
Kehribar tesbih misal
Hep yıldızlar saydım,
Yalnızlıktan kaçıp, ayın mehtabında dolaştım,
Kendimi gizledim vefasız aynalarda,
Kamufle olup sessizliğe sustum,
Ben kaçtım, ben gizlendim, ben sustum..
Ben ayrı dünya çocuğu..
Her gece ayın doğuşunda
Sancısını çekerim yalnızlığın,
Sonra firari fikirle yıldızlar sayarım,
Kaçarım esaretine düşmekten yalnızlığın,
Gök kubbesi altında gizlenirim karanlığın,
Yürürüm gecenin kucağına susarım,
Benim adıma doğan
Her Gündüz için, her güneş için
“To be or not be” önemli değil,
Her ne kadar asil bir eylem olmasa da
Ben kaçarım, ben gizlenirim, ben susarım..
Ben ölmek için doğmadım..
Her gece yürüyüşlerimde
Bir yıldız kayar gökten
Ama hiç dilek tutmadım,
Kehribar tespih misal
Hep yıldızlar saydım,
Ben kaçtım, ben gizlendim, ben sustum..
Ben ölmek için doğmadım
Ben ebedi yaşamak için öleceğim…
İBRAHİM SADRİ
Özlem ve Ben için
2 Temmuz 2011 Cumartesi

Kendinin Celladı...
ne aşk acımasız cellat ne zaman hain..kalbin hazin aldanışında
kendinsin sorgulanan kan içre aldanmış demlerin yanışında
yurtsuz kuşlar gibi öfkeli bulutlar dolaşır tarumar hazanlarda
hışımla yağar sağanak aşk -başka baharlar coşar her uyanışında
sen zamanı elle gelmeyecek kalyonların yasıyla ağlayarak
giden görür ki ufkun sis giysileri ne güneşler solumakta
insanın celladı kendisidir ki kendi seçer yar olmayanı yar diye
kuru dalları güllerle donat-sonra da yaprak yaprak ağla soluşuna
en kırgın yerinden kalbini asmak düşer aşkı suçlayanların payına
ve geçmişini çekmek gözyaşından bir tespih gibi mülhem yanışında
darağaçları kur nafile kalmış kısır kuşsuz ve şarkısız dallardan
kurban da sensin yargıç da içinde biteviye dolanan ölü hulyalarda
son kalan güzelliğidir aşkın bağrında nazenin boyunlu gül
ey kendinin celladı as onu orada ve sakın ardından ağlama
adnan durmaz